Yurtdışı

Almanya Gezi Notları

Almanya ve şu ana kadar gezdiğim şehirleri ile ilgili genel düşüncelerimi ve bilgilerimi toplu bir şekilde buraya yazmak istedim.

1. Almanca konuşmayınca ne oluyor?

Büyük şehirlerde veya turistik yerlerde Almanca bilmemek tabii ki sorun değil, geneli az çok İngilizce konuşuyor. Konuştukları İngilizce de bazen kulağa Almanca gibi geldiği için biraz zorlanıyorsunuz ama eninde sonunda anlaşıyorsunuz 🙂

Küçük şehirlerde veya turistlerin gitmediği şehirlerde ise iş değişiyor. Örneğin Osnabrück hiç turistik bir şehir olmadığı için ve Almanca bilmediğim için resmen 2-3 kere azarlandım. Sabah otobüse bindik, ben de parayı uzattım bilet almak için. Almanca bir şeyler sordu, anlamadığımı söyledim sonra Almanca konuşmaya devam etti ben de suratına boş boş bakınca iyice sinirlendi. Sonunda ingilizce 1 kişi mi 2 kişi mi diye sordu. Yani burada kızacak ne var gerçekten anlamıyorum ? Yine Almanca azarlandığım ve asla anlamadığım için aslında teknik olarak bir sorun yok ama insanın gerçekten sinirini bozuyor. Bazıları da bilmediği için değil inadına İngilizce konuşmuyor. (bknz. otobüs şoförü)

Almanca bilmeseniz de bir kaç kelimeyi bilmek hayatınızı kolaylaştırabilir 🙂

“Hauptbahnhof”: tren istasyonu (kısaltması HBF)

“Flughafen”: havalimanı

“Rathaus”: belediye binası

“Altstadt”: eski şehir (yani şehirlerde eski yerleşimlerin bulunduğu yerler)

“Danke”: teşekkürler

“Kirche”: kilise

2. Şehirler arası ulaşım

Şehirler arası ulaşım trenle inanılmaz kolay, neredeyse her yere trenle gidebiliyorsunuz. Tren yoksa da otobüsle gidilebiliyor. Tren biletini ise makinelerden veya ‘info’dan kolayca alabiliyorsunuz. Bilet alırken seçeneklerde Türkçe bile var ve Hollanda‘daki gibi nakit para almama derdi yok. Ancak makinelerdeki Türkçe’yi biz tam anlayamadık, kelimelerin yarısı gözükmüyordu bu yüzden İngilizce tercih etmek durumunda kaldık. Örneğin Osnabrück’ten Hamburg’a bilet alırken Bremen’e uğrayacağımız için Bremen’i de durak olarak ekledik. Türkçe seçtiğimizde “üzer…” yazıyordu, ne demeye çalıştığını çözemediğimiz için İngilizce’ye çevirince aslında “üzerinden” yazdığını anladık ama tamamı gözükmediği için ilk başta anlayamamışız.

Gideceğiniz durağı seçtikten sonra bilet fiyatlarının saate göre değiştiğini göreceksiniz. Yanlış trene bindiğimiz zaman niye fiyatların farklı olduğunu anladık. Durum şu: IC ve ICE kodlu trenler daha lüks trenler. Geri kalanlar ise (örneğin RE) lokal trenler. Biz lokal trene bilet alıp ICE kodlu trene binmişiz, kontrolör geldiğince biletimizi gösterince İngilizce “Bu bilet burada geçerli değil.” dedi ve daha sonra Almanca kızmaya başladı. Ne yapacağımızı bilmez halde etrafa bakarken karşımızda oturan adam bize acımış olacak ki oturup hepsini tek tek açıkladı. Aslında bu şekilde yanlış bindiğimiz için ceza da kesilebiliyormuş ama bizim kontrolör kızmakla yetindi ama biz yine Almanca bilmediğimiz için neye kızdığını da anlayamadık. Birisi oturup bize açıklamasa bunları nereden öğrenmemiz gerekiyordu hiç bir fikrim yok.

Dil tercihi yaptıktan ve bileti satın aldıktan sonra siz hangi dili seçmiş olursanız olun bilet yine Almanca basılıyor. Aktarma yapacağınız yerler ise genellikle yazmıyor, nerede inip, hangi trene bineceğimizi gösteren bilgileri 7 tren bileti aldıysak galiba 2 tanesinde makine verdi. Bunun da neye göre olduğunu yine anlamadık. Genellikle yazmadığı için biz internetten baktık hepsine.

İnternet demişken ne IC,ICE kodlu trenlerde ne de lokal trenlerde wifi var. Bu benim gittiğim şehirler için geçerli, beraber gittiğim arkadaşım Münih’e gittiğinde trenlerde internet olduğunu söyledi. Bu da yine anlamadığım bir konu maalesef… Ama IC, ICE kodlu trenlerde hiç değilse priz var, diğerlerinde interneti geçin priz bile yok.

Trenlerle ilgili son söyleyeceğim şey ise her bindiğimiz trende kontrol olması. Biletsiz trene binerseniz ceza ödemek zorunda kalabilirsiniz, ve ufak bir miktar olmayacağını garanti edebilirim.

3. Şehir içi ulaşım

Küçük şehirlerde bu konuyla ilgili bir sıkıntımız olmadı. Bremen ve Lübeck’te her yeri yürüyerek gezdik, Osnabrück’te de bindiğimiz otobüslerden otobüs bileti aldık. Büyük şehirler olan Hamburg ve Münih‘te ise 24 saatlik bilet almıştık ve hem metroya hem otobüse bu biletlerle bindik. Metro Almanya’da U-Bahn diye geçiyor, dolayısıyla duraklarda M yerine U işareti var. Ayrıca her metro durağından bütün metro hatları geçmiyor, eğer yurtdışında internet kullanmıyorsanız bir metro haritası işinizi görecektir. Ancak Münih yazısında ayrıca anlattığım gibi metro biletini damgalatmanız gerekiyordu, Hamburg’da ise öyle bir sistem yoktu. Yani şehirden şehre değişiyor uygulamalar, gitmeden önce araştırmak faydalı olabilir. Tren bileti alırken Türkçe seçeneğindeki sıkıntılar metro bileti alırken olmadı çünkü metro bileti almak trene göre daha basit bir iş. Bir de trenlerin aksine metroda hiç kontrole denk gelmedik ama 24 saatlik bilet zaten 10 euro civarı, yani çok fazla kullanacaksanız riske atmaya hiç gerek yok. Bilet almadan binerseniz de seçeneklerde Türkçe de olduğu için bilmediğiniz ya da anlamadığınız için alamadığınız bahanelerini yutacaklarını pek sanmıyorum 🙂

4. “Yardımseverlik”

Biz Türkiye’de her türlü yardımseverlik ve hizmete alıştığımız için bize daha da garip geliyor ama bu huysuzluk sadece turistlere karşı değil. Bunu şu sebeple söylüyorum, bindiğimiz trende teknik bir arıza olduğu için tren istasyona geç varacaktı ve biz bu sebeple aktarma yapacağımız diğer treni kaçıracaktık. Ne yapmamız gerektiğini karşımızda oturan kadına sorduk, o da bilmediğini ve görevliye soracağını söyledi. Görevli geldiğinde ise soruların hiç birine düzgün cevap vermedi, bu yüzden kadın da ona sinirlendi bütün vagonda bir gerginlik yaşandı sonunda 🙂 Bu durum herkes için geçerli değil tabii ki ama genel olarak çok çabuk sinirleniyor ve ufak şeylere bağırabiliyorlar.

 

Şimdilik gözlemlerim bu kadar gezdikçe buraya da eklemeye devam edeceğim ?

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir