Yurtdışı

Amsterdam

Amsterdam Gezi Rehberi

Bir şehri gezmenin bence 2 yolu var: birincisi turistik yerleri görmek ve en çok duyulan yerlerde yemek/içmek, ikincisi ise “şuraya gidelim de beğendiğimiz yere otururuz yoksa başka yere geçeriz” tadında gezmek. Amsterdam’a 2 kere gittiğim için ikisini de yapma fırsatım oldu. Küçük ve dolayısıyla yürüyüş mesafelerinin kısa olduğu bir şehirde sokaklarda yürüyerek gezmek, tramvayla ya da metroyla geçerken “Aa keşke burada dursaydık.” anlarından çok daha güzel oluyor benden söylemesi.

O zaman önce klasiklerden başlayalım:

  • Van Gogh Müzesi
  • Rijksmuseum
  • Anne Frank Evi
  • Dam Meydanı
  • Vondelpark
  • Red Light District
  • Heineken Experience
  • Madame Tussauds
  • I Amsterdam
  • Kanallar ve kanal turları
  • Çiçek pazarı
  • Hard Rock Cafe (ikincide ilk gittiğimizdeki kadar memnun kalmadık.)

Açıkçası bunlar herhangi bir Amsterdam yazısına baktığınızda göreceğiniz ilk yerler olduğu için aynılarını yazarak sizi yormak istemedim. İlk defa gidecekseniz bunların hiçbirini görmenize gerek yok demeye çalışmıyorum tabii ki 🙂 Hepsine ben de gittim ve gittiğime de gayet memnunum. Ancak ikinci gelişim daha keyifliydi sebebi ise şu: hiç bir yere yetişme derdi olmadan, “Burayı da görmemiz lazım, oraya da gitmemiz lazım.” diye koşuşturmadan sanki orada yaşıyormuşuz gibi gezmemiz.

Otel: Art Gallery Hotel

Öncelikle otelimizi genel olarak her yere yakın olduğu için seçmiştik. Leidseplein Meydanı’na yürüyerek 5 dakika bile sürmüyor, bu yüzden yakınında bir çok yemek yeri ve dükkan var. Rijksmuseum ve Heineken Experience’e de bir o kadar yakın. Karşısında denilebilecek kadar yakında ise Amsterdam’ın ünlü gece klüplerinden Paradiso var.

Konaklamamıza gelirsek odanın temizliğinden hiç memnun kalmadığımızı söylemem lazım. Gerek havlularda gerek yatakta lekeler vardı. Merdivenler genel olarak Amsterdam’da çok dar olduğu için ondan ayrıca şikayet edemeyeceğim ama daracık merdivende o kadar basamak çıkmak zorlayıcı oluyor. Eğer bir sıkıntınız varsa alt katta bir odayı özellikle istemenizi tavsiye ederim. Son olarak ise kalorifer çok yetersizdi, yani anlayacağınız oda buz gibiydi.

Konfor arıyorsanız çok önerebileceğim bir otel değil ama sadece uyumaya gidecekseniz sizin için yeterli olacaktır.

4.katta ama en azından manzara var diyebiliriz 🙂

Yeme – İçme

  • Omelegg (Ferdinand Bolstraat 143)

İçeri girdiğinizde sizi şirin ve keyifli ortamıyla karşılayan Omelegg, daha sonra sizi omlet menüsüyle şaşkına çeviriyor. Hangi omleti yiyeceğimize karar vermemiz çok uzun sürdü ve en sonunda kendimizi omletle yetinmeyip ek olarak başka şeyler de söylerken bulduk. Gözümüz döndü desek yanlış olmaz 🙂 Ancak bir omlet gayet yeterli geliyormuş biraz aç gözlülük yapmışız 🙂 Bu keyifli kahvaltıdan sonra kendinizi bütün şehri gezmeye hazır hissedeceksiniz. https://www.facebook.com/omelegg


  • George W.P.A. (Willemsparkweg 74)

Bizim kahvaltı için tercih ettiğimiz George’un aslında birden çok şubesi bulunuyor, ben sadece kendi gittiğimizin adresini yazıyorum. Öncelikle dekorasyonu ve ortamı ilgimizi çektiği için burayı tercih ettik, daha sonra krep yememizle keyfimiz daha da yerine geldi 🙂 Saatlerce oturup sohbet etmek için çok keyifli bir mekan. Öğle yemeği ve akşam yemeği için de tercih edebilirsiniz. http://www.cafegeorge.nl/george-wpa

  • Coffee & Coconuts (Ceintuurbaan 282)

Kahvaltımızdan sonra keyifle kahve içeceğimiz bir yer ararken karşımıza bu şirin kafe çıktı. İçeriye adım attığımız anda mekanın büyüsüne kapıldık. Mimarisi o kadar güzeldi ki hemen içimiz ısındı ve kendimize birer sıcak çikolata ve kahve söyledik. Kahvaltıdan yeni kalktığımız için yemek yiyemedik ama daha sonradan yorumları okuduğumda herkesin yemeklerini de ayrıca çok beğendiğini gördüm. http://www.ctamsterdam.nl

  •  Café de Jaren (Nieuwe Doelenstraat 20)

Kanal kenarında keyifli bir yemek isterseniz aradığınız yer tam da burası! Kahvaltıdan kokteyle kadar aradığınız her şeyi bulabileceğiniz bu mekan benden artı puan aldı. Tek sorunu kalabalık olması ama onun dışında sizin de beğeneceğinizi düşünüyorum 🙂

  • De Bakkerswinkel (Warmoesstraat 69)

Hayatımda ettiğim en lezzetli kahvaltılardan biri desem abartmış olmam. Peynirleri, ekmekleri ve özellikle reçelleri mükemmel, ama aralarından sıyrılan bir reçel var ki o da turuncu renkte olan passion fruit (çarkıfelek meyvesi) reçeli. O kadar beğendik ki eve de aldık. Kahvaltının dışında sandviçlerini de kesinlikle tavsiye ediyorum.

Breakfast with french toast

  • Winkel (Noordermarkt 43)

Şehirdeki en güzel elmalı pay nerede derseniz tam da burada. Giderken”Ben elmalı pay sevmem ki başka bir şey var mı?” diyen arkadaşlarımızın ikinci dilimi söylediği kafe Winkel 🙂 Yanına da bir latte ile tadına doyum olmuyor. http://www.winkel43.nl

  • Nutella Ice Bakery (Leidsestraat 102)

İnanılmaz bir nutella çılgınlığına kapılacağınız bu tatlıcıyı tarif etmek için kelime bulamıyorum, en iyisi gidip kendiniz tatmanız 🙂 Benim gibi tatlı tutkunları için tam bir cennet.

  •  Vleminckx (Voetboogstraat 33)

Yol üzerinde atıştırmalık bir şey arayanlar için en güzel seçenek ev yapımı patates kızartması. 1957’den beri açık olan bu küçük dükkan 55 çeşit sosuyla epey iddialı ve şehirdeki onca patates kızartması satan dükkana rağmen adını öne çıkarmış bir yer, bu yüzden patates yiyecekseniz burda yemenizi tavsiye ediyorum. http://vleminckxdesausmeester.nl

  • Burger Bar

Amsterdam’da 5 tane şubesi bulunan bu hamburgercide yemek yemeden dönmeyin. Kendimi o kadar kaptırdım ki fotoğrafını çekmeyi bile unuttum. Ayrıca tadı hala damağımda. Amsterdam’a tekrar gidersem ilk yemek yiyeceğim yer kesinlikle burası olur 🙂 http://burgerbar.nl

Coffeeshop

  • Smokey (Rembrandtplein 24)

Amsterdam’ın en meşhur meydanlarından birinde bulunan Smokey artık klasikleşmiş bir coffeeshop. Sıcak ortamı ve keyifli müzikleri sayesinde güzel bir gece geçirdik. Ancak kalabalık bir grupsanız yer bulmak zor olabiliyor. Coffeeshop’un tam yanında ise Smokey’nin gece klübü bulunuyor, dilerseniz geceye burada da devam edebilirsiniz. http://www.smokey.nl

  • De Dampkring (Handboogstraat 29)

Dampkring de Smokey gibi Amsterdam’ın en çok bilinen coffeshoplarından bir tanesi. Otantik dekorasyonu ve ortamıyla keyifli bir gece geçireceğinize eminim, ancak yer olarak hayli küçük olduğunu belirtmem gerekiyor. Dipnot olarak orada içtiğim çilekli ve muzlu milkshake’i başka bir yerde bulabileceğimi sanmıyorum. http://dampkring-coffeeshop-amsterdam.nl

  •  Katsu (Eerste van der Helststraat 70)

Burası içeride saatlerce oturup sıkılmayacağınız ve kendinizi kesinlikle çok keyifli ve rahat hissedeceğiniz bir coffeshop. Çalışanları da çok kibar ve anlayışlı. Yukarıda yazdıklarımın aksine burası daha lokal bir yer, bu sayede burada kendizi gerçek bir Amsterdamlı gibi hissedebilirsiniz. http://www.katsu.nl

  • YoYo (2e Jan van der Heijdenstraat 79)

En çok beğendiğim coffeshopu en sona sakladım. Turistlerden uzak, samimi ev ortamının tadını çıkarabileceğiniz bir coffeeshop burası. Tam anlamıyla lokal olduğu için servis etme gibi bir durum yok, turistik yerlerde olduğu gibi bir hizmet beklemeyin. Çayınızı, kahvenizi alıp keyfinizi çıkarmaya bakın.

Smartshop
  • Tatanka (Korte Leidsedwarsstraat 151A)

Profesyonel tavsiye ve kaliteli ürünler istiyorsanız size tavsiyem Tatanka. Sorularınızı sorun ve aklınıza yatmayan bir şey yapmayın 🙂 http://www.tatanka.nl

BONUS: “Wake me up when I’m famous” duvarı (Frans Halsstraat 64-66)

Son olarak herkese keyifli bir Amsterdam gezisi dilerken kendi gezimden de en beğendiğim fotoğrafları paylaşmak istedim 🙂

Hollanda

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir