Bursa

Gököz Göleti ve Epçeler Köyü

Gölyazı

 

Bursa

Türkiye

Bursa

Hafta sonu kaçamağı: Bursa!

2 gün içerisinde nereleri gezebilirsiniz?

Bursa’da gezilecek yerler ve yeme-içme rehberi

Bizim programımız şu şekildeydi:

1.Gün

Öncelikle, sabah kültür turumuzdan önce  İznik Gölü‘nde bir fotoğraf molası verdik. Daha sonra İznik şehir merkezine doğru ilerleyince ilk olarak Ayasofya Camii ve Müzesi‘nden turumuza başladık. Eskiden kilise olan Ayasofya, Osmanlı’nın fethiyle birlikte camiye dönüştürülmüş.

Ayasofya Camii

Camii turumuzdan sonra çinileriyle ünlü İznik’te bir çini atölyesine uğramadan dönmeyelim dedik ve Kadir Yılmaz’ın Çini ve Seramik Atölyesi‘ne geldik. Sadece yurtiçinde değil yurtdışında da işleriyle ses getirmiş Kadir Yılmaz eşiyle birlikte çalışıyor. Atölyeyi ziyaret edenlere hem mesleklerini anlatıyorlar hem de nasıl yapıldığını küçük örnekler üzerinde gösteriyorlar. Dilerseniz siz de deneyebiliyorsunuz ve aynı zamanda atölyenin yanındaki dükkandan alışveriş yapabiliyorsunuz.

Çini ve seramik turuna başlamışken Süleyman Paşa Medresesi‘ne doğru devam ediyoruz. Süleyman Paşa Medresesi bilinen en eski Osmanlı medresesi ve aynı zamanda avlulu medreselerin de ilk örneği. Daha sonra medrese onarılarak İznik’in ilk çiniciler çarşısı olarak hizmete sunuluyor ve içinde çini ve seramik üretimi ve satışı yapan 10 tane sanat atölyesi bulunuyor.


Camii ve çini turumuzdan sonra öğle yemeği için soluğu Köfteci Yusuf‘ta alıyoruz. Adından da belli olduğu üzere köftesi mükemmel 🙂 Ayrıca ekmek kadayıfını da denemenizi tavsiye ederim.

Yemeğe giderken yolda çektiğim bu fotoğrafı da paylaşmadan edemedim 🙂
Enerjimizi de topladıktan sonra sıra gün batana kadar gezmeye geliyor. Aslında turun devamında Saitabat Şelalesi vardı ancak Cumalıkızık‘ı gündüz gözüyle görmek için şelaleye gitmekten vazgeçtik ve rotamızı Uludağ’ın eteklerinde bulunan Cumalıkızık’a doğru çevirdik. Cumalıkızık tam da hayal ettiğim gibi renkli ve eski evleri, taş yolları, dar sokaklarıyla bambaşka bir dünya. Ayrıca yine UNESCO Dünya Miras Listesi’nde olan bir köyümüz. 700 yıllık tarihini hissetmek için UNESCO Derneği Proje Uygulama Evi’ni mutlaka gezmenizi tavsiye ederim.

Köy meydanı
Dağ çilekleri

Gözleme yemeye fırsat bulamadık ama evlere karşı bir çay içebildik 🙂
Uygulama Evi

Cumalıkızık’ın her köşesini doya doya gezdikten sonra artık otele gitmenin zamanı geliyor. Hem termal bir otel olsun hem de yeri merkezi olsun istediğimiz için Tiara Thermal Hotel’de kalıyoruz. Ne de olsa bu kadar çok gezdikten sonra rahatlamak gerekiyor, bunun için de en iyisi termal havuz ve hamam 🙂

2.Gün

Günü verimli geçirmek için vakit kaybetmeden sabah 8’de yola koyuluyoruz. İlk durağımız Mudanya oluyor. Öncelikle 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı Mudanya Mütareke Evi Müzesi‘ni geziyoruz. Hala saat erken ve pazar günü olduğu için her yer kapalı, bu sayede sokakları rahatça gezebiliyoruz.

Mütareke Evi
Mudanya Mütarekesi Anıtı


Günün ikinci durağı ise yine Marmara Denizi kıyısında bulunan Tirilye. Yürüyerek gezerken önce Taş Mektep‘e geliyoruz. 1909’da inşa edilen ve 1989’a kadar hizmetini sürdüren Taş Mektep hala görkemini koruyor. Biraz daha ilerleyip Fatih Camii‘nde de bir mola veriyoruz. Fatih Camii de Ayasofya gibi kiliseden camiye dönüştürülmüş. Daha sonra sahilde, Tirilye Çarşısı’nın ve köylü pazarının bulunduğu yerde, turumuzu zeytin ve turşu tadımlarıyla sonlandırıyoruz. Yanımda taşımak istemediğim için zeytin almayı düşünmüyordum ama tadı inanılmaz güzeldi bu yüzden dayanamadım, pazardan alışveriş yapmadan çıkanların sayısı çok az benden söylemesi 🙂 Aslında  zaman kısıtlı olduğu için gidemediğimiz bir sürü yer var, hem buraları gezmek hem de yazın nasıl olduğunu görmek için kesinlikle tekrar gelmek istiyorum. Tabii bir de zeytin almak için 🙂

Taş Mektep
Fatih Camii


Öğle yemeği için Bursa merkezine geri dönüyoruz. Ancak yemekten önce gezmeyi planladığımız son bir yer daha var: Karagöz Müzesi. 1997’de Karagöz Evi olarak hizmete sunulan bina 2007’de Karagöz Müzesi’ne dönüştürülüyor. Binada Karagöz ve Hacivat gösterilerinin yapılacağı bir salon, kuklaların sergilendiği bir galeri, kütüphane ve yapım atölyesi yer alıyor.


Yemek zamanı gelince tercihimizi Bursa Kebapçısı ve Bursa denilince akla ilk gelen yemek iskenderden yana yapıyoruz. (Kalabalık bir grup olarak gidecekseniz rezervasyon yaptırmanızda fayda var.) En güzel burası yapıyor diye bir iddiam yok ancak ben çok memnun kaldım, hatta şuan bunu yazarken yine canım çekti maalesef. O zaman sizin de çeksin mi ?:) İskender ne kadar doyurursa doyursun tatlı yemeyi de ihmal etmiyoruz tabii ki.

Karnımız da doyunca günü tamamlamaya hazırız. Yine yürüyerek Tophane‘ye doğru ilerliyoruz. Bursa’yı ayaklar altına seren Tophane’de Osmanlı Devleti’nin kurucusu ve devlete ismini veren Orhan ve Osman Gazi’nin türbesi bulunuyor.

Tophane

Tophane’den sonra Türkiye’nin en ihtişamlı ve tarihi yapılarından olan Ulu Camii’nin yolunu tutuyoruz. 1399 yılında tamamlanmasıyla Türk İslam tarihinin en eski camiileri arasında yer alıyor. Tarihçesi ve mimarisi hakkında daha geniş bilgi almak isterseniz Ulu Camii’nin kendi internet sitesi mevcut: http://www.bursaulucami.org


Bursa gezimizin son durağı ise Irgandı Köprüsü. Köprü aslında 1442 yılında inşa edilmiş olsa da deprem ve savaş sonrasında büyük hasar görüyor ve 2004 yılında restore edilerek yeniden açılıyor. Dünya üzerindeki 4 çarşılı köprüden birisi de Irgandı Köprüsü. Günümüzde köprüde çeşitli el sanatı atölyesi ve dükkanı bulunuyor.

Haftasonu deyip geçmeyin ne kadar çok yere gittiğimizi ben bile yazarken farkettim 🙂 Yeni yerler görmek istiyorsanız bir şekilde zaman yaratılıyor, çok da uzağa gitmeye gerek yok 🙂 İyi gezmeler!